4 Temmuz 2015 Cumartesi

İNGİLİZCE KORKUSU

İNGİLİZCE KORKUSU
Erasmus sınavını geçebilmek için hepimiz İngilizce sınavına tabi tutuluyoruz.İyi veya kötü bir şekilde bu sınavı geçtikten sonra,çoğu arkadaşımızın aklında ‘’ben bu sınavı geçtim ama oraya gidince sıkıntı yaşayacam.İngilizceme güvenmiyorum,rezil olurmuyum?’’ gibi soru işaretleri belirmeye başlıyor.
Şu kadarını söyliyim arkadaşlar,erasmusta geçirdiğim 5 ay sonunda inglizceme oldukça güveniyorum.Oraya vardığım ilk güne dönecek olursam:
‘’25 eylül 2013
İstanbul’dan kalkan 16.00 Bükreş uçağı saat 17.00 da Henri Coanda Havaalanına sağ salim indi.Pasaport kontrolünden geçip,valizimi aldıktan ve atmden bir miktar para çektikten sonra,tren garına gitmek için otobüse binmem gerekiyordu.Hayatımda ilk defa İngilizce konuşmak zorunda kalmamın etkisiye,yıllardır  biriktirmiş olduğum bilgiler ağzımdan dışarı çıkabilmek için beynimde birbirleri ile savaşıyorlar gibiydi J Otobüse bindim,tren garına geldim,son Braşov trenine biletimi aldım ve beklemeye başladım.Tren saat  gece 12 de Braşov’a varacaktı ve mentorum Bogdan beni almaya gelecekti .Yaklaşık 4 saatlik tren yolculuğu sonunda Braşov’a vardım ve Bogdan tren garında bekliyordu.
Gece çok geç olduğu için,yurt anahtarını alamadığını ve bu gece kalmak için bi yerler bakmamız gerektiğini söyledi.Aynı trenle gelen 3 ispanyol(ki sonradan ev arkadaşım olacak kişiler) daha vardı ve beraber hostel aramaya başladık.Saat  1 civari bulduk bir yer  ve odalar 2 kişilikti.Buda ben ve bir İspanyol aynı odada kalacaktık demekti. Alex ve ben aynı odada kalmaya karar verip,odalarımıza geçince benim İngilizce ile imtihanım başladı J
Birbirimizi tanımaya çalışıyorduk ama ikimiz içinde sıkıntı aynıydı:heyecan!!! İkimizin elinde de telefonlar,translate ve belli bir noktadan sonra vücut dili ile iletişim kurmaya çalışıyorduk.’’
Aynı eve çıktıktan sonra,5 ayın sonunda aklınıza gelebilecek herşey hakkında konuşuyorduk artık.Nasıl mı oldu bu? Çok basit: Beyinlerimiz İngilizce konuşmak zorunda kaldı.Sonuçta aynı evde kalıyorduk ve anlaşabilmemiz için 3 seçeneğimiz vardı:1-Ya ben onlara Türkçe öğretecektim(pek iyi bir öğretici değilim..),2-ya onlar bana İspanyolca öğreteceklerdi(tamam belki öğrenmeyi seviyorum ama o kadar kısa sürede zahmetli iş :) ),3-ya da ikimiz içinde daha kolay olacak ortak bir dil olan İngilizce kullanacaktık(BİNGO!!!) J
!!Arkadaşlar şuna emin olabilirsiniz,oraya giden çoğu insan ile aynı dil seviyesine sahip olacaksanız.Hata yapmaktan sakın ama sakın korkmayın.İlk başlarda söylemek istediğiniz şeyi Türkçe düşünüp beyninizde İngilizceye çevirmeye çalışarak konuşacaksınız ki bu çok normal,belli bir süre sonra bunu bırakıp direk İngilizce düşündüğünüzün farkına varacaksınız.Bunu yapabilmeniz için dediğim gibi kendinizi İnglizce ifade etmek zorunda kalmanız lazım.Etrafınızda Türk’ten çok yabancı olsun,eğer Türkçe konuşmak istiyorsanız döndüğünüzde burda sizleri  80 milyon Türk bekliyor olacak zaten J

O yüzden elinizde olan zamanın kıymetini bilin ve konuşabildiğiniz kadar konuşun,İngilizcenizdeki değişimi hissedeceksiniz…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder