İNGİLİZCE KORKUSU
Erasmus
sınavını geçebilmek için hepimiz İngilizce sınavına tabi tutuluyoruz.İyi veya
kötü bir şekilde bu sınavı geçtikten sonra,çoğu arkadaşımızın aklında ‘’ben bu
sınavı geçtim ama oraya gidince sıkıntı yaşayacam.İngilizceme
güvenmiyorum,rezil olurmuyum?’’ gibi soru işaretleri belirmeye başlıyor.
Şu kadarını
söyliyim arkadaşlar,erasmusta geçirdiğim 5 ay sonunda inglizceme oldukça
güveniyorum.Oraya vardığım ilk güne dönecek olursam:
‘’25 eylül
2013
İstanbul’dan
kalkan 16.00 Bükreş uçağı saat 17.00 da Henri Coanda Havaalanına sağ salim
indi.Pasaport kontrolünden geçip,valizimi aldıktan ve atmden bir miktar para
çektikten sonra,tren garına gitmek için otobüse binmem gerekiyordu.Hayatımda
ilk defa İngilizce konuşmak zorunda kalmamın etkisiye,yıllardır biriktirmiş olduğum bilgiler ağzımdan dışarı
çıkabilmek için beynimde birbirleri ile savaşıyorlar gibiydi J Otobüse bindim,tren garına geldim,son
Braşov trenine biletimi aldım ve beklemeye başladım.Tren saat gece 12 de Braşov’a varacaktı ve mentorum
Bogdan beni almaya gelecekti .Yaklaşık 4 saatlik tren yolculuğu sonunda Braşov’a
vardım ve Bogdan tren garında bekliyordu.
Gece çok geç
olduğu için,yurt anahtarını alamadığını ve bu gece kalmak için bi yerler
bakmamız gerektiğini söyledi.Aynı trenle gelen 3 ispanyol(ki sonradan ev
arkadaşım olacak kişiler) daha vardı ve beraber hostel aramaya başladık.Saat 1 civari bulduk bir yer ve odalar 2 kişilikti.Buda ben ve bir İspanyol
aynı odada kalacaktık demekti. Alex ve ben aynı odada kalmaya karar
verip,odalarımıza geçince benim İngilizce ile imtihanım başladı J
Birbirimizi
tanımaya çalışıyorduk ama ikimiz içinde sıkıntı aynıydı:heyecan!!! İkimizin
elinde de telefonlar,translate ve belli bir noktadan sonra vücut dili ile
iletişim kurmaya çalışıyorduk.’’
Aynı eve
çıktıktan sonra,5 ayın sonunda aklınıza gelebilecek herşey hakkında
konuşuyorduk artık.Nasıl mı oldu bu? Çok basit: Beyinlerimiz İngilizce konuşmak
zorunda kaldı.Sonuçta aynı evde kalıyorduk ve anlaşabilmemiz için 3 seçeneğimiz
vardı:1-Ya ben onlara Türkçe öğretecektim(pek iyi bir öğretici değilim..),2-ya onlar bana İspanyolca öğreteceklerdi(tamam belki öğrenmeyi seviyorum ama o kadar kısa sürede zahmetli iş :) ),3-ya
da ikimiz içinde daha kolay olacak ortak bir dil olan İngilizce kullanacaktık(BİNGO!!!) J
!!Arkadaşlar
şuna emin olabilirsiniz,oraya giden çoğu insan ile aynı dil seviyesine sahip
olacaksanız.Hata yapmaktan sakın ama sakın korkmayın.İlk başlarda söylemek
istediğiniz şeyi Türkçe düşünüp beyninizde İngilizceye çevirmeye çalışarak
konuşacaksınız ki bu çok normal,belli bir süre sonra bunu bırakıp direk İngilizce
düşündüğünüzün farkına varacaksınız.Bunu yapabilmeniz için dediğim gibi kendinizi İnglizce ifade etmek zorunda kalmanız lazım.Etrafınızda Türk’ten çok
yabancı olsun,eğer Türkçe konuşmak istiyorsanız döndüğünüzde burda sizleri 80 milyon Türk bekliyor olacak zaten J
O yüzden
elinizde olan zamanın kıymetini bilin ve konuşabildiğiniz kadar konuşun,İngilizcenizdeki
değişimi hissedeceksiniz…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder